Merhaba, ben Serra.
Her seyahate çıkmadan önce şehrin en iyi marketlerini tek tek araştıran bir kaşif, rafta gördüğüm her ürünü kafamda yeniden tasarlayan bir pazarlamacı ve yediğim içtiğim her şeyin nerede, nasıl üretildiğinin peşine sınırsız bir merakla düşen bir sanayiciyim.
Bu merak ve tutku beni kimi zaman sanayiciliğin daha bebek adımlarında kaldığı Kıbrıs adasında, dedemin kurduğu Pepsi fabrikasının su kaynağında KKTC’nin ilk maden suyunu keşfedip markalamaya götürdü. Kimi zaman ise Beverly Hills’de bir restoran mutfağından viral bir “ghost kitchen” markası çıkarmaya…
Kendi fabrikalarımızda üretilen gazozların, limonataların ve reçellerin sofralarımıza konduğu günlerde içime işleyen “ben bu sofraya ne koyabilirim?” tutkusu Serrano yolculuğunu başlattı. Türk sanayiciliğinin üretim gücü ve girişimci aile kültürü, çok küçük yaşlardan itibaren DNA’ma işlendi.
Sonrasında yolum başka tutkulu insanlarla kesişti: Babson College’de Amerikan girişimciliğini deneyimledim; Bocconi’de okuduğum Milano yıllarımda ise İtalyan dolce vita ve tasarım dünyasıyla tanıştım. At biniciliğinin öğrettiği denge, kriz anında çözüm bulma ve cesaretle birleşen bu yıllar, Türkiye gibi zorlu bir ekosistemde girişimcilik yolculuğumda en büyük gücüm oldu.
Bugün Serrano, bu merak, tutku ve global deneyimlerin birleşimi. Amacımız, Türkiye’nin üretim gücünden doğan en iyi ürünleri global raflarda gururla sergilemek ve günlük hayatı biraz daha güzelleştiren, biraz daha keyifli kılan ürünler yaratmak.
Benim aile sofralarıma eklemek istediğim ürünlerin hayaliyle çıktığım bu yolculuğa sen de davetlisin. Ürünlerimizi keşfet, yorumlarını paylaş, hatta kendi fikirlerini bize gönder.
Serrano’ya hoş geldin — sofralarımıza, çekmecelerimize ve günlük hayata birlikte biraz ulaşılabilir lüks katalım.